İçeriğe geç →

#1052 – Bulantılar

Sarp yamaçlara doğru yükselen ormanları severim.

Devasa bloklar arasında dolaşan siluetler, aldıkları nefes, şehirden yansıyan grilik, bulantı ve halsizlik… Merhaba sevgili günlük, #1052

Yaşıyor olmanın getirdiği sorumlulukları kabullenip nereye çıktığını bilmediğim bir yolda yürümek ve kabullenişin-en yakın olasılıkları dahil olmak üzere- yaşantımı cehenneme çevirdiği sorunsalı… Kişiliğimi yaratan daha sonrasında fikir yeşermesini sağlayan benliğimi nasıl tanımlarım? Gerçi önce fikir! Peki kişilik olmadan fikir nasıl yeşerir? Ben bu karaktere nasıl sahip oldum? Hangi kitap, hangi film, hangi şiir beni ben yapandı? Belki de bir resim ya da fotoğraf… Bilemiyorum.

Maddi değerleri anlıyor, elverişli yaşam koşullarına ulaşabilmek adına çabalıyor olmama rağmen geçen seneden farklı bir yerde değilim. Peki neden? Harcama limitlerini mi aşıyorum yoksa gelirim mi düşüyor? Ya da ekonomik buhrandan mı? Sanmıyorum. Çünkü; geçen sene ki aynı benim. Ne bir artı ne de bir eksi. Problemin asıl kaynağı da bu. Sürekli anı kurtarmaya, yaşamaya çalışırsan; anların her birinde aynı surete bürünürsün.

Peki bu rakamlarda nedir? Amaçlanan bir sürenin belirteçlerinden başka bir şey değil. Sıfıra ulaştıktan sonrasını beraber göreceğiz günlük. Söz, daha sık uğrayacağım. Bulantım var. İçimde ki pislikten kurtulup geleceğim.

Kategori: Günlük

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir