1000

1000

Geri sayımları pek sevmesem de şartlı öğrenme prensiplerine dayalı sözleşmeli denek kategorisinde yer alıyor oluşum yadsınamaz bir gerçek. Birde üşengecim. Öğrenmeye duyduğum açlığı bastıran bir üşengeçlikten bahsediyorum. Gerçi günümüz toplumunda tüketimin yarattığı değersizleşme, ister istemez sözde üşengeçliğimde etkili. Değersiz olmak istemiyorum. Bu sebepten ötürü yalnızlaşıyor, hayal dünyamda yok oluyordum ki aklıma bu fikir gelene kadar. 1000 günlük bir macera. Bir nevi var olmak, iz bırakmak adına.

Olmak istediğim bireyin izinin olması fikri egoistçe gelse de şu ana kadar öğrendiklerimize göre: Bu dünyaya bir kez geliyorsun!. Bu varoluşu çekilmez hale getirmek budalaca değil mi? Aldığın her nefesi hisset!

Gerçi bu fikrinde bir boşluğu, amaçsızlığı var gibi. Aslında her şey öyle değil mi? Geçip giden zamanda var olduğumuz anlar, bizi biz yapar. Neden bu anları sürekli olarak bıkkın, bunalmış, sürekli bir şikayet halinde geçirelim ki? Evet yeri geldiğince şikayet edelim. Algıladığımız evrenle kıyaslandığında önemsenmeyecek bir anın boşa harcandığı, mutlu olunamadığı, sevginin yoksun olduğu her anda şikayet edelim. Ama bunu sürekli hale getirip olası sevgiyle dolu, mutlu anları yok etmeyelim.

“Gerçi dünyadaki bütün işler değersiz, başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan, para, onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir.”

Johann Wolfgang Von Goethe

Peki ne istiyorum? Ya da 1000 günün sonunda ne olacak? Cidden ben de bilmiyorum. Ama daha çok okumaya, gözlemlemeye, öğrenmeye aç olacağım gerçek. Perigraf üzerinden okuduklarım, izlediklerim, takip ettiklerim, sonucunda öğrendiklerimi paylaşacağım, kısaca iz bırakacağım bir alan.

1000. günden herkese merhaba.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar